Bel fıtığı ameliyatından sonra felç nadir görülür ama risk sıfır değildir. Riskin nereden geldiğini ve nasıl azaltıldığını sade bir dille anlatıyoruz.
Bel fıtığı ameliyatından sonra felç kalması nadir görülen bir durumdur. Ancak hiçbir ameliyat risksiz değildir ve bu risk de sıfır değildir. Bu yüzden ameliyat kararı, olası yararlar ve riskler birlikte tartılarak verilir. Riskler ameliyattan önce hekiminizle ayrıntılı olarak konuşulur. Bu yazıda felç korkusunun nereden geldiğini ve gerçekte neyi ifade ettiğini sade bir dille anlatıyoruz.
Belde omurilik var mı?
Pek çok kişi "Bel ameliyatında omurilik zarar görür, felç kalırım" diye düşünür. Oysa yetişkinlerde omurilik genellikle belin üst kısmında, birinci bel omuru hizasında sona erer. Bunun altında omurilik yoktur. Omurga kanalında bacaklara, mesaneye ve bağırsağa giden sinir kökleri bulunur. Bu köklerin oluşturduğu demete "at kuyruğu" (kauda ekuina) denir.
Bel fıtığı ameliyatları çoğunlukla bu bölgede, sinir köklerinin çevresinde yapılır. Amaç, sinire bası yapan fıtık parçasını çıkarmak ve siniri rahatlatmaktır. Yani bel fıtığı ameliyatında söz konusu olan risk, omurilikten çok sinir kökleriyle ilgilidir.
Felç riski nereden gelir?
Sinir kökleri de hassas yapılardır. Nadiren ameliyat sırasında ya da sonrasında zarar görebilirler. Bunun birkaç olası nedeni vardır:
- Sinirin doğrudan etkilenmesi: Fıtık parçası çıkarılırken sinir gerilebilir ya da zedelenebilir.
- Kanama: Ameliyattan sonra kanal içinde biriken kan (hematom) sinirlere bası yapabilir. Kan sulandırıcı ilaç kullanımı bu riski artırabilir.
- Önceden var olan hasar: Uzun süre sıkışmış bir sinir, ameliyattan önce zarar görmüş olabilir. Bu durumda ameliyat teknik olarak başarılı olsa da sinir tam toparlanmayabilir.
Sinir kökü hasarının sonucu çoğu zaman bir bölgede uyuşma ya da belli bir kasta güçsüzlüktür. Mesane ve bağırsak işlevlerinin bozulması ya da bacaklarda felç ise nadir görülür. Bu tür sorunlarda erken tanı önemlidir. Bu yüzden ameliyattan sonra yeni gelişen güçsüzlük hızla değerlendirilir.
Uyuşukluk her zaman felç demek değildir
Ameliyattan önce var olan uyuşukluk ve güçsüzlük, ameliyattan sonra bir süre devam edebilir. Bu beklenebilir bir durumdur ve felç anlamına gelmez. Sinirlerin toparlanması haftalar ya da aylar sürebilir. Bazen hafif bir uyuşukluk kalıcı olabilir. Asıl önemli olan, ameliyattan sonra yeni başlayan ya da hızla artan güçsüzlüktür. Böyle bir durumda beklemeden ekibinize haber verin.
Bel fıtığı ameliyatının diğer olası riskleri
Her ameliyatta olduğu gibi bel fıtığı ameliyatının da genel ve kendine özgü riskleri vardır. Bunların çoğu seyrek görülür ve tedavi edilebilir:
- Yara yerinde ya da daha derinde enfeksiyon
- Sinirleri saran zarın yırtılması ve omurilik sıvısı sızıntısı
- Kanama
- Bacak damarlarında pıhtı oluşması
- Yanlış seviyeye müdahale (bunu önlemek için ameliyat sırasında röntgenle kontrol yapılır)
- Ağrının tam geçmemesi ya da fıtığın zamanla tekrarlaması
- Anesteziye bağlı riskler
Hangi risklerin sizin için daha önemli olduğu; yaşınıza, ek hastalıklarınıza ve yapılacak ameliyatın türüne göre değişir. Bu yüzden riskler kişiye özel olarak konuşulur.
Riski azaltmak için neler yapılır?
Riskleri azaltmak, ekip ile hastanın birlikte çalışmasını gerektirir.
- Kullandığınız tüm ilaçları ekibe bildirin. Kan sulandırıcılar ve bazı ağrı kesiciler kanama riskini artırabilir. Bu ilaçların ne zaman kesileceğine hekiminiz karar verir; kendi başınıza bırakmayın.
- Sigara içiyorsanız bırakın. Sigara yara iyileşmesini yavaşlatabilir.
- Şeker hastalığınız varsa kan şekerinizi kontrol altında tutun. Diyabet enfeksiyon riskini artırabilir.
- Ameliyattan sonra erken dönemde yürüyün. Hareket, pıhtı riskini azaltmaya yardımcı olur.
- Yara bakımı ve kontrol randevularıyla ilgili talimatlara uyun.
Ameliyat olmamanın da bir karşılığı vardır
Bel fıtığı olan kişilerin çoğu ameliyat olmadan iyileşir. Ameliyat genellikle ağrı ameliyatsız tedaviye rağmen geçmediğinde ya da güç kaybı ilerlediğinde gündeme gelir. İdrar-gaita kontrolünün bozulması gibi ağır sinir basısı belirtilerinde ise çoğu zaman acil ameliyat gerekir. Bu durumlarda beklemek, sinirin kalıcı zarar görme olasılığını artırabilir. Yani karar, "Risk var mı?" sorusundan çok "Benim durumumda yarar, riskten fazla mı?" sorusuna göre verilir.
Ameliyattan önce hekiminize sorabileceğiniz sorular
- Benim durumumda ameliyatın beklenen yararı nedir?
- Ameliyat olmazsam ne olabilir? Başka seçeneğim var mı?
- Benim için en önemli riskler hangileri?
- Hangi ilaçlarımı ne zaman bırakmalıyım?
- Ameliyattan sonra hangi belirtilerde hemen aramalıyım?
Sık sorulan sorular
Riski artıran durumlar nelerdir? Kan sulandırıcı ilaç kullanımı, şeker hastalığı ve sigara bazı risklerin daha yüksek olmasına yol açabilir. Daha önce aynı bölgeden ameliyat olanlarda yapışıklıklar nedeniyle risk biraz daha yüksektir.
Yaşım ilerlemişse risk daha mı yüksek? Yaşla birlikte kalp hastalığı gibi ek sorunlar artabildiği için genel riskler değişebilir. Bu yüzden ameliyat öncesi değerlendirme kişiye özel yapılır. Zinde ve sağlıklı olmak ameliyatın riskini azaltır.
Ameliyattan sonra acil belirtiler
Ameliyattan sonra bacaklarda yeni ya da hızla artan güçsüzlük, genital bölgede veya makat çevresinde uyuşma, idrar ya da gaita kontrolünde bozulma olursa vakit kaybetmeden ameliyat olduğunuz merkeze ya da en yakın acile başvurun.
Ne zaman başvurmalı?
Size ameliyat önerildiyse ve riskler konusunda kaygılarınız varsa, sorularınızı muayenede ayrıntılı olarak konuşabilirsiniz. Randevu için 0501 321 12 13 numaralı telefonu arayabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; kişiye özel tanı ve tedavi yerine geçmez. Tanı ve tedavi kararı için muayene gerekir.